3 soruda İsveç'te Kur'an yakma eylemi

Genel olarak Kuran-ı Kerim'i yakma eylemini bir provokasyon olarak değerlendiren Avrupa basını, özellikle Müslüman dünyasından ve bilhassa Türkiye'den gelen tepkileri aktarmakla iktifa etti

GÜNDEM 24.01.2023, 18:44
4
3 soruda İsveç'te Kur'an yakma eylemi
İstanbul

Mehmet Osman Gülyeşil, İsveç'te gerçekleşen Kur'an-ı Kerim yakma eylemini, tarihsel süreçte yaşanan benzeri olayları da ele alarak AA Analiz için 3 soruda kaleme aldı.

1 - Kur‘an yakma eylemi ve benzeri eylemler ne zamana dayanıyor?

Hz. Muhammed hakkında yapılan hakaret karikatürlerinde olduğu gibi, Kur’an-ı Kerim mushafını yakma eylemlerinin Orta Çağa dayandığına dair kaynaklar var.

Endülüs’ün reconquista devresinden sonra Valencia ve Toledo‘da 1498-1500 arası, kilisenin talimatı doğrultusunda Kur’an-ı Kerim'in Arapça nüshaları yaktırılmış ve 16. yüzyılın ortalarında yayılmasına karşı resmi sansür uygulanmıştı. Dönemin Papası 7. Clemens‘in (1523-1534) benzer bir tavır sergilemesi ise tarihçiler arasında ihtilaflı bir meseledir. Yakın tarihte, 2010 yılında Terry Jones isimli papazın 11 Eylül tarihinde hayata geçirmek istediği “Uluslararası Kur’an‘ı yakma günü,“ yoğun protestolar neticesinde o an için iptal edilmişti. Kendisinin bundan iki sene sonra gerçekleştirdiği 3 bin adet mushafı yakma teşebbüsü ise izinsiz silah taşıdığı için yetkililer tarafından olay yeri olan kamusal bir parkta tutuklanmıştı. Ancak tabiri caizse artık cin şişeden çıkmıştı. Jones’un vermiş olduğu ilhamla Avrupalı bir çok siyasetçi ve aktivist son yıllarda Kur’an-ı Kerim'e karşı sistematik ve devamlı bir şekilde hakaret söylemleriyle ortaya çıktılar. İslam düşmanlığı üzerinden siyasi bir kariyer yapan Hollandalı Geert Wilders, Müslümanların kutsal kitabını yasaklatma hedefini 2016 yılında ortaya attıktan sonra, özellikle İsveçli Neo-Nazi Rasmus Paludan, 2020 yılında farklı ülkelerde Kur’an-ı Kerim'i kamusal alanda yakma eylemleri gerçekleştirmeye çalıştı. Fransa, Hollanda ve Almanya'dan sınır dışı edilen Paludan, provokatif hedefine geçtiğimiz hafta sonu İsveç'in başkenti Stockholm'ün Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliği önünde yoğun bir polis korumasıyla ulaştı. ​​​​​​

2 - Kur‘an yakma eylemleri için cezai müeyyide var mı?

Bu tür fiiller uluslararası ceza hukuku alanına dahil olmadığı için, ülkelerin milli kanunlarını incelemek gerekli. Batı dünyasını esas alacak olursak dini değerleri koruyan ve eski tarifiyle Blasphemy Laws olarak anılan kanunlar, asırlardan beri birçok ülkede mevcuttur. 2017 yılında Danimarka, 334 sene boyunca ceza kanununda bulunan dini değerlere hakaret paragrafını kaldırma kararı aldı. Almanya’da ise Danimarka örneğinde olduğu gibi, benzer bir yasanın kanundan çıkarılması uzun zamandır tartışılıyor. Alman ceza kanununun 166. "dini inançlara hakaret“ maddesi ise tatbik noktasında etkisiz haldedir. Dine hakaret eylemleri sadece kamusal barışı (pax publique) tehdit ettiğine kanaat edilirse savcılık tarafından takip edilir ve mahkemeye intikal eder. İslamiyet'e karşı bir eylemi hakaret olarak kabul eden en son mahkeme kararı 2006 yılında verilmişti. Davanın sanığı tuvalet kağıdının üzerine “Koran, der heilige Qur’an“ yazısını bastırıp çeşitli camilere yolladığı ve farklı suçlardan sabıkalı olduğu için 1 yıl tecilli hapis cezasına mahkum edilmişti.

Genel olarak Kuran-ı Kerim'i yakma eylemini bir provokasyon olarak değerlendiren Avrupa basını özellikle Müslüman dünyasından ve bilhassa Türkiye'den gelen tepkileri aktarmakla iktifa etti. Ağırlık verilen diğer bir konu ise İsveç'in NATO üyeliğini zorlaştıracak bir kriz ortamının daha meydana gelmiş olmasıdır. Son yıllarda bu tür periyodik çıkışlara alışık olan sivil toplum ise bu eyleme sessiz kaldı. Müslüman kuruluşlar veya kilise cemaatleri ve sözcüleri bir kınama yayınlamadı. Bu durum, birkaç yıldır içinde bulunduğumuz küresel kriz ortamının vermiş olduğu yorgunluk ve dini değerlerin önemini gittikçe kaybetmesi ile açıklanabilir. Ancak Avrupa'daki Müslüman kuruluşların en azından bir basın açıklaması yapmamaları irrite edici bir durum.

3 - Bu ve benzeri eylemlere karşı ne gibi adımlar atılabilir?

Görüldüğü gibi devletler arasında homojen bir ceza hukuk sisteminin olmaması, Kur’an-ı Kerim‘i yakma eylemlerine karşı izlenecek stratejilerin de zorluğunu ortaya koyuyor. İsveç gibi ülkelerde dini değerlere hakaret kanunen serbest. Almanya'da mevcut yasanın tatbikatı problemli. Fakat nihayetinde bu ülkelerin temelinde aynı sorun var: Batı toplumlarındaki süratli sekülerleşme temayülü, dinin mahiyetini iyice erozyona uğrattı. Sabit değerlerin kaybolmasıyla ve her şeyin izafi bir değerlendirmeye tabi tutulmasıyla birlikte din ve kültüre, özellikle ifade ve sanat özgürlüğü iddiasıyla, ünlü şair Johann Wolfgang von Goethe’den Katolik Kilisesi'ne kadar pek çok geleneksel kişi ve yapılara çok ağır hakaretler edilebiliyor. Kamusal alanda gerçekleşen vulgar iletişim türü toplumu da artık rahatsız etmediği için, geleneksel değerlerin içi boşaltıldı. Kanunlar da bu duruma müsaade ediyor. Bir ulusu arada tutabilecek ortak zeminin formülü ise artık "Anayasal Vatanseverlik“ gibi muğlak teorilerde aranıyor. Bu kanaate göre esas olan hürriyettir. Dinin korunması hususu ise toplumda karşılık bulmadığı gerekçesiyle asgari seviyeye indirilmiş durumda. Bu bağlamda uluslararası müesseselerin de sorumluluklarına değinmekte fayda var. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AIHM) geçen yıl vermiş olduğu bir kararla (Bouton v. France) kamusal alandaki din ve vicdan hürriyetini sınırlayan çizgiye katıldı. 2013 yılında Paris’in meşhur La Madeleine kilisesinde, Eloïse Bouton isimli aktivist, cemaatinin önünde kendini mihrabın üzerinde teşhir ettikten sonra Hz. İsa’nın sözde kürtajını simgeleyen bir gösteri yapmıştı. Ona göre bu protestonun gayesi Katolik Kilisesi'nin kürtaja karşı olan duruşunu eleştirmekti. Para cezasına mahkum edilen Bouton'un ifade özgürlüğü, AIHM’in 2022 yılındaki değerlendirmesine göre haksız yere ihlal edilmiştir. Dinin korunması bu alanda da yok sayılmıştır. Ancak hukukun da kabul etmek zorunda kaldığı toplumsal dinamizm bize şunu gösteriyor: Auguste Comte‘un tahayyül ettiği nihai pozitivist veya dinin terk edilmesi ideali Batı'da gerçekleşmedi. Tam aksine 2000’li yıllardan beri "dinin geri dönüş“ tezi, bugün hiç olmadığı kadar güncel bir konudur. Özellikle Müslüman ülkelerden gelen göçler ve genel olarak coğrafi değişim sonucunda dinin, seküler hukuki boyutta da daha geniş bir koruma alanına dahil edilmesi gerektiği görünüyor. Bugünün Batı ülkelerinde Müslümanlar kamusal hayatın bariz bir parçası haline gelmiştir ve hukukun normatif tatbikatı da buna göre uygulanmalıdır. Dolayısıyla devlet yetkilileri, İsveç Dışişleri Bakanı'nda olduğu gibi, kınama tweetleriyle görevlerini yerine getirmiş olmazlar. İnsanların dini değerlerini korumayan yetkililer bilmeli ki esnek yasa tatbikatıyla (mahkeme ve savcılar) veya kanunları kaldırma reformlarıyla (meclisler) İslam düşmanlarının ekmeğine yağ sürmüş oluyorlar.

[Mehmet Osman Gülyesil, Berlin Humboldt Üniversitesi doktora öğrencisi ve öğretim üyesi]

*Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editöryal politikasını yansıtmayabilir.

Yorumlar (0)
Namaz Vakti 05 Şubat 2023
İmsak 06:38
Güneş 08:05
Öğle 13:23
İkindi 16:05
Akşam 18:31
Yatsı 19:52
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Galatasaray 21 51
2. Fenerbahçe 21 45
3. Başakşehir 21 40
4. Beşiktaş 21 39
5. A.Demirspor 21 38
6. Trabzonspor 21 38
7. Kayserispor 21 32
8. Konyaspor 21 27
9. Karagümrük 21 26
10. Gaziantep FK 22 25
11. Alanyaspor 21 25
12. Sivasspor 22 24
13. Antalyaspor 21 24
14. Ankaragücü 21 22
15. Kasımpaşa 21 22
16. Giresunspor 21 21
17. Hatayspor 20 20
18. İstanbulspor 21 18
19. Ümraniye 21 14
Takımlar O P
1. Samsunspor 21 41
2. Eyüpspor 21 41
3. Bodrumspor 21 38
4. Pendikspor 22 37
5. Rizespor 21 37
6. Keçiörengücü 21 37
7. Sakaryaspor 21 34
8. Bandırmaspor 21 34
9. Boluspor 22 34
10. Göztepe 21 30
11. Manisa FK 20 29
12. Adanaspor 22 25
13. Tuzlaspor 22 22
14. Altay 22 19
15. Erzurumspor 22 18
16. Altınordu 21 17
17. Denizlispor 22 16
18. Yeni Malatyaspor 22 17
19. Gençlerbirliği 21 13
Takımlar O P
1. Arsenal 20 50
2. M.City 20 45
3. M. United 21 42
4. Newcastle 21 40
5. Tottenham 21 36
6. Brighton 20 34
7. Brentford 21 33
8. Fulham 22 32
9. Chelsea 21 30
10. Liverpool 20 29
11. Aston Villa 21 28
12. Crystal Palace 21 24
13. Leicester City 21 21
14. Nottingham Forest 20 21
15. Wolves 21 20
16. West Ham United 21 19
17. Leeds United 19 18
18. Everton 21 18
19. Bournemouth 21 17
20. Southampton 21 15
Takımlar O P
1. Barcelona 19 50
2. Real Madrid 19 45
3. Real Sociedad 19 39
4. Atletico Madrid 20 35
5. Villarreal 20 31
6. Real Betis 20 31
7. Athletic Bilbao 20 29
8. Rayo Vallecano 19 29
9. Osasuna 20 29
10. Mallorca 19 25
11. Celta Vigo 20 23
12. Almeria 19 22
13. Girona 19 21
14. Sevilla 19 21
15. Espanyol 20 21
16. Valencia 19 20
17. Real Valladolid 19 20
18. Cadiz 20 19
19. Getafe 20 18
20. Elche 20 9