Sınırı olmayan Moskova-Pekin dostluğu

Herkes Ukrayna sınırına asker yığarken Rusya ile Çin, ortak tehditleri açıklayıp birlikte hareket edeceklerini dile getiriyor.

DÜNYA 10.02.2022, 12:46
6
Sınırı olmayan Moskova-Pekin dostluğu
İstanbul

Prof. Dr. İlyas Kemaloğlu, Ukrayna’daki gelişmeler çerçevesinde Rusya-Çin yakınlaşmasını AA Analiz Masası’na değerlendirdi.

***

2021 yılının son aylarından itibaren yeniden uluslararası kamuoyunun gündemine oturan Ukrayna meselesinde ilginç gelişmeler yaşanıyor. Her ne kadar Ukrayna sınırına asker yığan Rus yetkilileri ısrarla Ukrayna’ya askeri müdahalede bulunmayacağını dile getirseler de -hatta Ukraynalı yetkililer dahi bu konuda ikna olsalar da- ABD, Doğu Avrupa’ya asker; Avrupa ülkelerinin bir kısmı da Ukrayna’ya askeri teknolojiler göndermeye devam ediyor. Yapılan tüm bu hazırlıklara ve açıklamalara rağmen bölgede büyük çatışmaların yaşanması mantıklı görünmüyor. Zira savaş ne Rusya ne Ukrayna ne de bölge ülkelerinin çıkarına. Diğer taraftan Ukrayna krizi ilginç birlikteliklere yol açtığı gibi gerek AB gerekse NATO’da birtakım çatlakların olduğunu da gösterdi.

Ukrayna kriziyle görünür olan birliktelikler

Almanya, baştan beri Ukrayna’ya silah gönderilmesine karşı çıkarken Hırvatistan yetkilileri de NATO’nun askeri müdahalede bulunması durumunda tüm askerlerini NATO’dan çekeceğini dile getirdi. ABD’nin yanı sıra Kanada ve İngiltere’nin aktif siyasetleri de dikkatlerden kaçmıyor. Kanada’nın Ukrayna meselesinde aktif siyasetini Kanada’daki Ukrain diasporası ve Ukraynalı Yahudilerin etkisiyle açıklamak mümkünken İngiltere, AB’den ayrıldıktan sonra kendini aktif ve bağımsız bir oyuncu olarak ispatlamaya ve uluslararası arenada kendisine yeni bir yer bulmaya çalışıyor. Yine İngiltere; Polonya ve Ukrayna ile yeni bir siyasi blok, ABD ve Avustralya ile savunma ve güvenlik alanında AUKUS paktını kurdu.

Moskova ile Pekin’in “sınırsız dostluk” ilanı

Söz konusu blok ve paktların önümüzdeki dönemde aktif faaliyetlerde bulunup bulunmayacağını kestirmek zor olsa da bu adımlar Ukrayna’daki son gelişmelerle birlikte Rusya ile Çin’in de "güven tazelemesine" yol açtı. Nitekim Vladimir Putin’in 24. Kış Olimpiyatları’nın açılışına katılmak üzere gerçekleştirdiği Çin ziyareti sırasında iki lider ikili iş birliğinin yanı sıra günümüz uluslararası ilişkileri hakkında da ortak bildiri yayımladı. Buna göre iki ülke, uluslararası ilişkilerdeki yeni kuralları aynı şekilde yorumladıklarını ve dünyanın ABD’nin direttiği kurallara göre yaşamaması gerektiğini dile getirdi. Bu görüşme sırasında taraflar karşılıklı destekte bulundular. Örneğin Çin, Rusya’nın NATO’nun genişleme sürecine son vermesi ve 1997 sonrasında Avrupa’ya yerleştirdiği askeri teknolojilerini geri çekmesi gibi Rusya’nın taleplerini desteklerken, Rus lider de bir kez daha Tayvan’ın Çin’in ayrılmaz bir parçası olduğunu dile getirdi. Yine taraflar AUKUS’un kuruluşundan da ABD’nin hem Rusya hem de Çin yakınlarında askeri teknolojiler yerleştirmesinden de rahatsız olduklarını ileri sürdüler. Bunun yanı sıra iki lider, “dostluklarının sınırının olmadığını”, “iki ülke arasındaki iş birliğinde de yasak bölgelerin olmadığını” dile getirdi.

Rusya-Çin ortak bildirisinin önemi

Bildiri aslında yeni bir yaklaşım içermiyor. Zira her iki lider de ele aldıkları konularla ilgili bu yöndeki görüşlerini daha önce defalarca dile getirmişti. Ancak bu belge yine de bazı açılardan önem arz ediyor. En başta taraflar belki de ilk kez tüm konuları bir araya getirip ortak bir bildiri yayımladılar. Diğer taraftan bildirinin yayımlanma tarihi de çok önemli. Herkes Ukrayna sınırına asker yığarken, Rusya ile Çin ortak tehditleri açıklayıp birlikte hareket edeceklerini dile getiriyor. Böylece Putin, Batılı ülkelerin yetkililerinin açılışa katılmayarak protesto ettikleri Olimpiyatlarda Çin’i yalnız bırakmazken Çin lideri Şi Cinping de Ukrayna meselesinde Rusya’nın yalnız olmadığını göstermiş oldu.

İki ülkenin bu adımından şöyle bir sonuca da varmak mümkün: Bu tarihten itibaren Rusya ile Çin, Batı ile ilişkilerini daha koordineli bir şekilde götürecek, güncel gelişmelere karşı ortak tepki vereceklerdir. Bugüne kadar özellikle BM platformlarında Çin, Rusya’nın Doğu Avrupa’da Batı ile mücadelesine pek karışmazken Rusya da Çin’in Asya Pasifik’te ABD ile verdiği mücadeleyi pek yorumlamıyordu. Ukrayna meselesinde Batı ülkelerinin ayrıca bloklaşmalara gitmesi, Rusya-Çin iş birliğinin de farklı bir platformda gelişmesi gerektiği ihtiyacını ortaya koydu. Söz konusu birlikteliğin sonraki aşaması bilinmese de bu süreçte her iki ülkenin de Batı ile ilişkilerinin önemli rol oynayacağını söyleyebiliriz.

“Enerji”k iş birliği

Görüşme sırasında uluslararası kamuoyunun dikkatlerini çeken bir başka konu da tarafların enerji alanında vardıkları anlaşma. Görüşme sırasında iki lider Rusya’nın Çin’e ihraç ettiği doğalgaz ve petrol miktarının artırılması konusunda anlaşmaya vardı. Her ne kadar Avrupa ülkelerinin Rus enerji kaynaklarına bağlılığı devam etse ve Kuzey Akım-2 hayata geçirilecek olsa da Batı ile yaşanan kriz çerçevesinde Çin’in Rusya’dan aldığı enerji kaynaklarını artırması, şüphesiz Moskova’nın elini güçlendiren bir gelişme oldu. Yine Rusya ile Çin arasındaki ticaret hacmi de artmaya devam ediyor. 2021’de iki ülke arasındaki ticaret hacmi salgına rağmen yaklaşık yüzde 35 oranında artarak 146 milyar doları geçmiş bulunuyor. İki lider, bu sayıyı önümüzdeki yıllarda 200 milyara çıkarma konusunda kararlı. Siyasi yakınlaşmada olduğu gibi ticaret hacminin artmasında da tarafların Batı ile ilişkilerinin etkili olduğu görülüyor.

Sınırsız dostluk mu, zorunlu dostluk mu?

21. yüzyılın hemen başında, 2001 yılında, Rusya ile Çin, aralarındaki sınır sorununu çözerek "İyi Komşuluk, Dostluk ve İşbirliği Anlaşması" imzaladı. Bu anlaşma günümüze kadar artarak gelişen çok yönlü iş birliğinin de temelini oluşturdu. Taraflar ekonomik alandaki iş birliğinin yanı sıra 2021 yılında kuruluşunun 20. yıldönümünü kutladıkları Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) çerçevesinde güvenlik alanında da birlikte hareket etti, ABD’nin Orta Asya’daki varlığını minimum seviyeye indirdi. Son on yılda iki ülke liderinin 40’tan fazla kez görüşmelerinin de ikili münasebetlere olumlu katkısı oldu.

Bununla birlikte diplomasi, ekonomi, enerji alanlarında geliştirilen çok yönlü iş birliğinde Batı faktörü de önemli rol oynuyor. Taraflar böylece bir taraftan diplomatik ve ekonomik yaptırımları minimum zararla atlatmaya çalışırken diğer taraftan da kendi “etki bölgeleri” olarak gördükleri coğrafyalarda dışarıdan müdahaleleri azaltmaya çalışıyor. Dolayısıyla “sınırsız dostlukta” Rusya ve Çin’in ABD ile gergin münasebetlerinin etkisinin küçümsenmeyecek olduğu söylenmelidir. Nitekim Batılı uzmanlar dahi Ukrayna krizi dahil Rusya ile yaşanan gerginliğin, Rusya-Çin yakınlaşmasını arttıracağını dile getiriyor.

Diğer taraftan dostluğun da sınırsız olduğunu söylemek mümkün değil. Moskova yalnızca ABD’nin değil, Çin’in de Orta Asya’da güçlenmesini istemiyor. Nitekim Kremlin ŞİÖ’den ziyade Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütüne (KGAÖ) önem veriyor, bölge ülkeleriyle Çin’in yer almadığı örgütler çerçevesinde iş birliğini artırmaya gayret ediyor.

Yine Moskova, son yıllarda SSCB döneminde güçlü olunan birçok coğrafyaya “geri dönüş” sağlamasına rağmen Balkanlar ve Asya Pasifik için aynı şeyi söylemek mümkün değil. Balkan cumhuriyetleri AB ve NATO üyesi olurken, Asya Pasifik de Çin’in etkisi altına girmiş bulunuyor. Ayrıca Rusya, Çin ile ilişkilerini dengelemek için Hindistan ile münasebetlerini de arttırmaya çalışıyor. Bu husus da Çin’i rahatsız ediyor. Yine Pekin, Ukrayna ile ilişkilere önem verdiğinden ve kendisinin içyapısından dolayı Kırım konusunu hiç gündeme getirmezken Moskova da Tayvan’ı Çin’in bir parçası olarak görmesine rağmen Tayvan ile ilişkilerinin de bozulmasını istemiyor.

Dolayısıyla Rusya-Çin ilişkilerinde aslında gündeme getirilmeyen ve aralarında sorun oluşturabilecek çok sayıda konu mevcut. Ancak bu tür fikir ayrılıkları ve sorunlara rağmen iki ülke, 2001’de Dostluk Anlaşması’nı imzaladıklarından itibaren tüm bunları kendi aralarında çözme(me)yi ve “ev”in dışına çıkarmamayı başardılar. Bugüne kadar bunda karşılıklı çıkarların yanı sıra Batı faktörünün de etkisi büyüktü. Son gelişmelerin gösterdiği gibi bu faktör bundan sonrasında da Rusya-Çin münasebetlerinde etkili olmaya devam edecek.

Yorumlar (0)
Namaz Vakti 27 Kasım 2022
İmsak 06:28
Güneş 07:58
Öğle 12:57
İkindi 15:23
Akşam 17:45
Yatsı 19:10
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Fenerbahçe 13 29
2. Galatasaray 13 27
3. Adana Demirspor 13 24
4. Konyaspor 14 24
5. Başakşehir 13 24
6. Kayserispor 14 23
7. Trabzonspor 13 23
8. Beşiktaş 13 22
9. Alanyaspor 14 17
10. Gaziantep FK 13 16
11. Antalyaspor 12 16
12. Giresunspor 13 15
13. Kasımpaşa 13 15
14. Hatayspor 13 14
15. Karagümrük 13 13
16. Ankaragücü 13 13
17. Sivasspor 14 11
18. İstanbulspor 13 8
19. Ümraniye 13 7
Takımlar O P
1. Eyüpspor 15 34
2. Rizespor 14 25
3. Pendikspor 14 25
4. Keçiörengücü 14 25
5. Boluspor 14 25
6. Samsunspor 14 24
7. Bodrumspor 14 22
8. Bandırmaspor 14 21
9. Manisa FK 13 20
10. Sakaryaspor 15 19
11. Altay 14 18
12. Adanaspor 14 17
13. Göztepe 13 17
14. Tuzlaspor 14 16
15. Erzurumspor 14 14
16. Altınordu 13 12
17. Ö.K Yeni Malatya 15 11
18. Gençlerbirliği 14 7
19. Denizlispor 14 6
Takımlar O P
1. Arsenal 14 37
2. M.City 14 32
3. Newcastle 15 30
4. Tottenham 15 29
5. M. United 14 26
6. Liverpool 14 22
7. Brighton 14 21
8. Chelsea 14 21
9. Fulham 15 19
10. Brentford 15 19
11. Crystal Palace 14 19
12. Aston Villa 15 18
13. Leicester City 15 17
14. Bournemouth 15 16
15. Leeds United 14 15
16. West Ham United 15 14
17. Everton 15 14
18. Nottingham Forest 15 13
19. Southampton 15 12
20. Wolves 15 10
Takımlar O P
1. Barcelona 14 37
2. Real Madrid 14 35
3. Real Sociedad 14 26
4. Athletic Bilbao 14 24
5. Atletico Madrid 14 24
6. Real Betis 14 24
7. Osasuna 14 23
8. Rayo Vallecano 14 22
9. Villarreal 14 21
10. Valencia 14 19
11. Mallorca 14 19
12. Real Valladolid 14 17
13. Girona 14 16
14. Almeria 14 16
15. Getafe 14 14
16. Espanyol 14 12
17. Celta Vigo 14 12
18. Sevilla 14 11
19. Cadiz 14 11
20. Elche 14 4