İslamofobi uzmanı Prof. Salman Sayyid Christchurch saldırısını değerlendirdi

Dünyaca ünlü İslam düşmanlığı ve sömürgecilikle mücadele uzmanı Prof. Salman Sayyid, Christchurch’te bir camiye yönelik gerçekleştirilen saldırının İslam düşmanı ve sistematik bir eylem olduğunu söyledi.

DÜNYA 14.03.2022, 12:41
3
İslamofobi uzmanı Prof. Salman Sayyid Christchurch saldırısını değerlendirdi
İstanbul

Yeni Zelanda’nın Christchurch şehrinde 15 Mart 2019 saldırısının üçüncü yılında dünyaca ünlü İslam düşmanlığı ve sömürgecilikle mücadele uzmanı Prof. Salman Sayyid, İslam düşmanlığı ile ilgili AA Analiz’in sorularını yanıtladı.

Christchurch saldırısı neden “İslam düşmanı bir saldırı” olarak adlandırılmalı?

Bence bu çok önemli, çünkü bu tarz saldırılar genellikle beyaz ırkçılar tarafından gerçekleştiriliyor. Bu saldırılar sistematik bir sürecin parçası ve dünyanın farklı yerlerinde beyaz olmayanlara karşı gerçekleştirilen bir saldırı değil de sanki şahsi problemleri olan akıl hastaları tarafından yapılmış gibi lanse ediliyor. Bu nedenle öncelikle bu saldırının İslam düşmanı bir saldırı olduğunu itiraf etmemiz gerekir. Zira saldırgan açıkça camiye saldırdı ve cuma namazını kılan insanları öldürdü.

Aynı zamanda İslam düşmanlığının bir ırkçılık türü olduğunu ve yükselen beyaz adam ırkçılığıyla ilişkisini de anlamamız gerekir. Örneğin, son zamanlarda da Ukrayna’da yaşananlarda bunu görebiliriz. Bir yandan bunun evrensel haklar, demokrasi vesaire için bir mücadele olduğu söyleniyor. Diğer yandan beyaz olmayan, Afrikalı, Çinli öğrencilerin trenlerden atılırken Ukraynalıların ülkeyi terk edebildiğini görüyoruz. Bu nedenle neyse onu söylemek önemli: Bu, İslam düşmanı bir saldırıdır.

İslam düşmanlığı karşısında Müslümanlar kolektif hafıza inşa edebiliyor mu?

Bence İslam toplumlarının bunu oluşturması çok önemli. Bu saldırılarının birbirleriyle bağlantılı olduğunu hatırlamazsak… Her seferinde başka bir yerde oluyor, Christchurch’te, sonra Kanada’da, sonra başka bir yerde... Ve biz bunların basit, müstakil eylemler olmadığını unutuyoruz. Burada sistematik bir eylem söz konusu. Bu insanların internet sitelerine baktığınızda hepsinin aynı düşüncelere sahip olduğunu görürsünüz.

İnsanlar Müslümanlara baskı yaptıklarında bunu bilinçli yapıyorlar. Burada bazı kodlar tekrar tekrar karşımıza çıkar. Örneğin, Çin’de Uygurlara yapılanlar. Çin terörizmden, “radikalleşme tehdidinden” bahsediyor. Hindistan hükümeti Müslümanların vatandaşlık haklarını ellerinden alırken “radikalleşme tehdidinden” söz eder. Burmalılar benzer şekilde, Müslümanların nüfuslarının artmasından şikayet ediyorlar. Fransızlar benzer şeyleri yapıyor. “Müslümanların kadınlara baskı uygulamanın önüne geçmeye çalışıyoruz” derler. Bunların hepsi bu şekilde meşrulaştırıyor.

Christchurch’te olanlara bakınca bütün bunların bu şiddet eyleminde yoğun bir şekilde karşımıza çıktığını görüyoruz. Ancak bu şiddet olayı müstakil bir olay değil, arka planda olan eylemlerle bağlantılı. Dünya genelindeki Müslüman toplumlar bu olayları doğru anlamaz ve belleklerine kazımazlarsa bu saldırılardan hiçbir şey öğrenemeyecekler ve çocuklarına bu tip şeylerin yaşandığını doğru anlatamayacaklar. Daha da önemlisi Müslümanları bu tip saldırılardan koruyamayacaklar. Bu da hepimizin üzerindeki ağır bir sorumluluk. Bir şiddet eyleminin gerçekleştiğini söylediğimizde bunun bizim başımıza gelmemiş olması sadece Allah’ın bir lütfu. Ama bizim başımıza gelmesi de çok muhtemel bir şey. En azından İslam düşmanlığının neden olduğu şiddetin kurbanlarını unutmamamız gerekir.

Müslümanların böyle durumlarda savunmaya geçtikleri ve “İslam’ın gerçek anlamını, özünü” anlatmaya başladıkları görülüyor. Sizce bu doğru bir tepki mi?

Bu doğru bir tepki değil. Çünkü bu İslam düşmanlığını bertaraf etmekten ziyade İslam düşmanlığının içselleştirilmesine neden olur. Makul bir tepki bu. Biri size vurduğunda bunu hak edecek bir şey yapmış olabileceğinizi düşünebilirsiniz. Ancak ırkçılıkta asıl sorun bunun rasyonalize edilebilen bir şey olmaması. Sizin yaptığınız bir şeyle ilgili değil bu, düpedüz sizin kim olduğunuzla ilgili bir şey. Örneğin, Bosnalı Müslümanlar katledildiklerinde, birçoğu namaz filan kılmadıkları için Müslüman kimlikleri ön planda değildi. Ancak Sırp milliyetçiler kapılarını çaldıklarında birden “Müslüman” oluverdiler.

İslam düşmanlığının Müslümanların entegrasyonuyla ilgisi olduğu iddialarına ne dersiniz?

Irkçılığın mantığının karşılıklı bir şiddet eylemiyle ilgili olmadığını anlamanın çok önemli olduğunu düşünüyorum. Dünyada son 100 yılda en iyi entegre olmuş iki toplum belki de Alman Yahudiler ve Bosnalı Müslümanlardı. Ve bakın başlarına neler geldi. Şiddetli filan oldukları için bunlar başlarına gelmedi. Hala dahi bu İslam düşmanlığı şiddetinden muaf değiller. İslam düşmanlığı bir ırkçılık çeşididir. Evet, hepimiz “Bu, şu terör eylemine bir tepki” vs. diyoruz ancak bir bakın burada ne oluyor: Avrupa, şu an Ukrayna’da yaşananlar bağlamında çok iyi bir örnek.

Batı Avrupa’da kıyılara vuran Suriyeli bebeklerin Avrupa’ya alınmamasından bayram eden Avrupalı siyasiler, aynı zamanda birçok kişinin mülteci olmasına yol açan bombardımanların da sorumlular. Bunlar şimdi Ukraynalı mültecilere bedava tren bileti dağıtıyorlar. Aynı siyasiler, farklı kişiler değil.

İslam düşmanlığı konusunda bilinç nasıl oluşturulabilir?

Müslüman toplumlar İslam düşmanlığı konusunda eğitilmeliler. Tıpkı ABD’deki Afrikalı toplumların ırkçılık konusunda eğitilmesi gibi. Çünkü zihnimizde var, bunu deneyimliyoruz ancak bu sorunun adını düzgün koyamıyoruz. Meselenin adını doğru koymadığımızda aslında gerçek sorunu göremeyiz, anlayamayız. Bu tip eylemleri “bir kişinin hatası” olarak gören kişisel çözümlere müracaat etmek yerine, meselenin gerçekten ne olduğunu görmemizi sağlamak eğitimle mümkün olur.

İslam düşmanlığının hedefi Müslümanlar mı, Müslümanlığın kendisi mi?

Christchurch’te ibadet eden insanlar öldürülmeyi hak edecek ne yapıyorlardı? Katil onları tanımıyordu bile. Birisi birinin parasını çalmış filan değildi. Bu bir şiddet eylemiydi. İnsanlar yanlış hiçbir şey yapmıyor, sadece Allah’a ibadet ediyorlardı. İbadet etmenin kendisi Müslümanlar için bir suçsa, yani ne yapacağız şimdi? İslam düşmanlığının derdi “Müslümanların Müslümanlığı bırakmaları” ise bu konuda dürüst olun ve “Evet, böyle.” deyin.

Hatırlarsanız, Fransa’da başörtüsüyle ilgili büyük bir çaba vardı. Müslüman öğrencilerin başörtüsü takabilmeleriyle ilgili. Aylar süren mücadeleden sonra hükümet başörtüsüne karşı bir yasa çıkardı. Diyebilirsiniz ki, “Tamam bu olabilir, insanların tesettürle ilgili farklı görüşleri var, bazıları bunun gerekli olmadığını düşünüyorlar, bir seçim söz konusu” vs. Şimdi ise okullarda “Müslüman öğrencilerin etekleri çok uzun, helal yemek olmamalı” filan deniyor. Yani bunun bir sonu yok. Dayatmalar sürekli değişerek devam ediyor.

Müslümanlığın dışa vurumu asıl hedef. Eğer Müslümanlığın dışa vurumundan ödün verirseniz Müslüman olmaktan vazgeçmiş olursunuz. Eğer yapmak istediğiniz buysa tamam, söyleyin, ancak sanki mesele başka bir şeymiş gibi davranmayın.

İslam düşmanlığı Müslümanları kurban rolüne mi itiyor?

Bir eylemin İslam düşmanlığı olduğunu söylemek, kurban psikolojisine sahip olunduğunu değil, adaletin savunulduğunu gösterir. Kurban, “Başıma korkunç bir şey geldi ve ben buna karşı hiçbir şey yapamıyorum.” diyen kişidir. Ama burada asıl mesele ne olduğunun farkına varıp ona karşı mücadele etmek. Çünkü bu tarz bir saldırının dünyanın başka bir yerinde ibadet edenlerin başına da gelmeyeceğini söyleyemezsiniz, değil mi? Dolayısıyla bu kurban olmakla ilgili değil, aslında kurban olmayı bırakmakla ilgili. Kurban psikolojisini bıraktığınızda insanlar yine kurban gibi davranmanızı isteyecek. Fark bu. İşte bu yüzden, Avrupa Birliği’nde tüm ırkçılık türlerine karşı bir belge sunulmuştu; ırkçılıktan, antisemitizmden bahsediliyor ancak İslam düşmanlığından bahsedilmiyor artık.

Fransa’da İslam düşmanlığı ve ırkçılıkla mücadele eden kurumları yasaklayan bir hükümet mevcut. Bu Fransa’da oluyor. Çin, Burma, Hindistan’da değil; Fransa’da, Avusturya’da. Yani bence bu mağdur olmakla ilgili değil. Müslümanlar kurban/mağdur olmak istemiyorlar, İslam düşmanlığının onları bir kurbana dönüştürmek istediğinin fakındalar ve İslam düşmanlığının son bulmasını istiyorlar.

Müslüman ülkelerdeki İslam düşmanlığını nasıl açıklayabiliriz?

İslam düşmanlığının sadece Müslüman olmayan ülkelerde olduğunu düşünmek yanlıştır. Azılı İslam düşmanlarının bazıları, kendilerine Müslüman diyenlerden çıkıyor. Bunu fark etmemiz lazım. Her yerde Müslümanlık var, elitler hariç.

Dünyada İslam düşmanlığını en çok destekleyen iki ülkeye bakın. Bunlardan biri Birleşik Arap Emirlikleri. Doğrudan sağcı, İslam düşmanı grupları destekliyor, İslam düşmanlığıyla mücadele eden kurumlara saldırıyor. Arap Baharı'ndan beri devrim karşıtları, birçok rejimin -İslam düşmanı olmak dahil- güç için her şeyi yapmaya hazır olduklarını ispatladı.

Çünkü nihayetinde fark şu: Müslüman toplumlardaki İslam düşmanlığıyla mücadele, özgürlük ve adalet için mücadeleyle aynı şey. Bir toplum hem İslam düşmanı olup hem de hesap verebilir bir mekanizmaya sahip olamaz. Bu nedenle İslam düşmanlığının sadece Müslümanların azınlık oldukları toplumlarda meydana geldiğini düşünmeyelim.

İslam düşmanlığı Müslümanların çoğunlukta oldukları toplumlarda da meydana geldi. Çünkü buralarda da Müslümanlığın dışa vurumu hedef alındı. Ve bu tarihsel olarak zorla Batılılaştırılan birçok ülkede oldu. Birçok elit için neyin “güzel”, neyin “değerli”, neyin “ilerici” olduğu tamamen Batılılaşma ile özdeşleştirildi. Batılılaşma ise “Batılı olmak için Müslüman olmayı bırakmalısınız” düşüncesiyle eşleştirildi.

Şu anda malum, savaştan dolayı Rus karşıtı söylemler gündemde. Gelecekte İslam düşmanlığının yerine başka bir şey ikame edilir mi?

Bence Rus karşıtı düşünceler ve İslam düşmanlığının birbirine eklemlendiğini görebilirsiniz.

Tarihsel olarak Rusya’ya karşı düşmanlıkta da onun “Doğu’nun bir parçası” olarak temsil edildiğini görürsünüz. İlerde de bir düşmanlığın diğerinin yerini almasından ziyade, daha “genişletilmiş bir Doğu algısının” gündeme gelmesi söz konusu olabilir.

İslam düşmanlığı gençleri Müslümanlıktan uzaklaştırır mı?

Bir zamanlar, zamanla gençlerin İslam’dan uzaklaşacağına dair tahminler yapılıyordu. Ancak bunun tam tersinin olduğunu gördük. Son 30-40 seneye bakarsanız hem İslam hem farklı toplumlarda Müslümanlar aslında inançlarına, kimliklerine daha çok bağlandılar.

Londra’ya, Fransa’ya gittiğinizde Müslümanların Müslüman olmaktan gurur duyduklarını, aynı zamanda kendilerinden emin olduklarını görürsünüz. Bu da gençlerle ilgili bir şey. Onlar için daha az endişeleniyorum.

Yorumlar (0)
24
az bulutlu
Namaz Vakti 25 Haziran 2022
İmsak 03:25
Güneş 05:26
Öğle 13:12
İkindi 17:12
Akşam 20:47
Yatsı 22:39
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Trabzonspor 38 81
2. Fenerbahçe 38 73
3. Konyaspor 38 68
4. Başakşehir 38 65
5. Alanyaspor 38 64
6. Beşiktaş 38 59
7. Antalyaspor 38 59
8. Karagümrük 38 57
9. Adana Demirspor 38 55
10. Sivasspor 38 54
11. Kasımpaşa 38 53
12. Hatayspor 38 53
13. Galatasaray 38 52
14. Kayserispor 38 47
15. Gaziantep FK 38 46
16. Giresunspor 38 45
17. Rizespor 38 36
18. Altay 38 34
19. Göztepe 38 28
20. Ö.K Yeni Malatya 38 20
Takımlar O P
1. Ankaragücü 36 70
2. Ümraniye 36 70
3. Bandırmaspor 36 62
4. İstanbulspor 36 60
5. Erzurumspor 36 58
6. Eyüpspor 36 57
7. Samsunspor 36 51
8. Boluspor 36 50
9. Manisa Futbol Kulübü 36 49
10. Tuzlaspor 36 49
11. Denizlispor 36 49
12. Keçiörengücü 36 48
13. Gençlerbirliği 36 48
14. Altınordu 36 45
15. Adanaspor 36 45
16. Kocaelispor 36 44
17. Bursaspor 36 44
18. Menemen Belediyespor 36 38
19. Balıkesirspor 36 12
Takımlar O P
1. M.City 38 93
2. Liverpool 38 92
3. Chelsea 38 74
4. Tottenham 38 71
5. Arsenal 38 69
6. M. United 38 58
7. West Ham United 38 56
8. Leicester City 38 52
9. Brighton 38 51
10. Wolverhampton Wanderers 38 51
11. Newcastle 38 49
12. Crystal Palace 38 48
13. Brentford 38 46
14. Aston Villa 38 45
15. Southampton 38 40
16. Everton 38 39
17. Leeds United 38 38
18. Burnley 38 35
19. Watford 38 23
20. Norwich City 38 22
Takımlar O P
1. Real Madrid 38 86
2. Barcelona 38 73
3. Atletico Madrid 38 71
4. Sevilla 38 70
5. Real Betis 38 65
6. Real Sociedad 38 62
7. Villarreal 38 59
8. Athletic Bilbao 38 55
9. Valencia 38 48
10. Osasuna 38 47
11. Celta Vigo 38 46
12. Rayo Vallecano 38 42
13. Elche 38 42
14. Espanyol 38 42
15. Getafe 38 39
16. Mallorca 38 39
17. Cadiz 38 39
18. Granada 38 38
19. Levante 38 35
20. Deportivo Alaves 38 31